Post image
Yaşasın gençler!

 

Zeynep ORAL

İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nin, insanın içine huzur veren, dinginlik veren, içinde yaşadığımız kavgadan, baskıdan, gerilimden, stresten arınmış tiyatro salonunda koltuğuma yerleştiğimde doğrusu tam ne beklediğimden emin değildim. Belki biraz da endişeliydim. Uzun zamandır İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nden, hele Modern Dans Topluluğu’ndan (MDT) herhangi bir temsil izlememiştim. (Ah şu pandemi! Ah şu doymuşluk duygusu!) Oysa Türkiye’de modern dansın dünden bugüne geçirdiği evrelere, gelişim sürecine yakından tanıklık etmiş biri olarak ne büyük başarılara imza atıldığını biliyordum.

Perdenin açılmasını beklerken Duygu Aykal, Geyvan MacMillan’dan, Aydın Tezer’e; Zeynep Tanbay’dan, Ziya Azazi ve Beyhan Murphy’ye nice isimler, yüzler, eserler geçti gözümün önünden ve yüreğimden (Ah şu vefa duygusu)… Sonunda perde açıldı ve “Yeni Hayat” başladı.

DİNAMİZM VE COŞKU

“Yeni Hayat” 5 farklı, kısa ve özgün koreografiden oluşan bir bütün… Her biri Onur Seçki’nin müziği üzerine kurgulanmış. Hepsi aynı, çok yalın ama yeryüzünün tüm renklerini simgeleyen sahne düzeninde sunuluyor.

(MDT ve Serdar Kalmaz) Her biri tek sözcükten oluşan bir başlık taşıyor.

İlki, koreografisi Alper Marangoz’a ait olan “Koz”: Daha başladığı anda bundan sonra izleyeceklerimizin de ipuçlarını veriyor. Seyirciyi avucunun içine alan müthiş bir dinamizm girdabına kapılıyoruz. Alper Marangoz’un yarattığı beden dili, müthiş dinamik!. Alışılagelmiş klişelere hiç ama hiç yer vermeden, kendi özgünlüğüne ve de özgürlüğüne kavuşuyor bu dil. Birbirinden başarılı dansçılarla her saniye mekânı, zamanı, ilişkileri yeniden ve yeniden biçimlendiriyor. Sonuç, soluk soluğa izlenen çarpıcı bir coşku.

Chiara Giorda’nın koreografisiyle “Söz”. O coşkudan sonra bir durgunluk, adeta birbirini sınama, iletişimi sorgulama dönemi…

Bu dansta kostümlerin hem dansçılara hem de koreografiye haksızlık ettiğini sahne tasarımına da sırt çevirdiğini düşünmeden edemedim. (Kostümler topluluğun ortak çalışması.)

 

 

SİNERJİ VE UMUT

Ferhat Güneş’in koreografisiyle “HEP”; bembeyaz giysileriyle dansçıları seyircinin arasına da taşıyan bir bölüm. Gerek “Hep”, gerek Huri Murphy’nin koreografisi “Neva”, daha çok son yıllarda yaşadığımız ötekileştirme, ayırımcılık, kopmalar ama aynı zamanda dayanışma, buluşma, paylaşma gibi olgular ve duygular ele alınıyor. Her ikisinde de iletişime ve iletişimsizliğe, kamplaşmaya ve bütünleşmelere, kaybolmalara ve buluşmalara tanıklık ediyoruz. Kimi anlarda, içimden dansçılara sarılıp “Çocuklar sakın kaybolmayın” demek geldi… Bu iki bölümde de beden dili gençliği yüceltiyor.

Canberk Yıldız’ın koreografisi “PARTİ”, tüm kadronun, 20 dansçının yer aldığı eserin son bölümü… Ve sadece tüm bölümlerde yaratılan coşkuyu değil, sinerjiyi ve umudu da doruğa taşıyor.

Her bölümde Onur Seçkin’in müziği ve Taner Aydın’ın ışık düzenlemeleri kuşkusuz bu “Yeni Hayat” coşkusunu ve umudunu çoğaltan ögeler. Ve en önemlisi, dansçıların dans ederken aldıkları sonsuz sevinci, tadı izleyicilere geçirebilme enerjisi ve yetenekleri. “Yeni Hayat”tan yaşasın gençler diyerek ayrıldım!

Darısı gerçek hayatta gençlere de “Yaşasın Hayat” deme olanağını sağlamak…

(Cumhuriyet, 13.04.2023)

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.

SİZ DE YORUM YAZIN