Post image
Tanıdık bir hikaye: Ölü Kızlar

Yazar bireysel hikâyelerle yola çıksa da konu giderek Arjantin’e ve kadın cinayetlerine dair geniş bir araştırmaya dönüşüyor.

 

Kübra AKALIN

Son dönemde ülkemizde Bir Nehir Değil kitabıyla popüler olan Selva Almada‘yla tanışmam Ölü Kızlar kitabıyla oldu. 2024 Uluslararası Booker finalistleri arasına da giren Almada’nın YKY’den çıkan ve Türkçeye İdil Dündar tarafından çevrilen Ölu Kızlar kitabının tanıtımında şu özete yer veriliyor: Sıcağı ve tozu dumanı, sırları ve çıkar çatışmalarıyla Arjantin’in taşra bölgelerini yakından tanıyan Almada, Ölü Kızlar’da 1980lerin başında, ülkece demokrasiye dönüşün kutlandığı günlerde öldürülen üç genç kadının hikâyelerinin peşine takılıyor. Andrea Danne, Marîa Luisa Quevedo, Sarita Mundin… Feci şekilde katledilen bu üç kadının ardından ne cinayet failleri cezalandırılmış ne de adaletin sağlanması için adımlar atılmış.

HEPSİ GERÇEK HEPSİ SARSICI

Bahsedilen konuya Türkiye’de elbette pek uzak değiliz. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun raporuna göre; sadece 2025 Ekim ayında 19 kadın cinayeti, 22 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Pek çok kadın cinayeti davası ise ya yıllarca sürüyor ya da verilen cezalar ödüllendirme gibi oluyor. Çoğu kadının ise failleri bulunamıyor. İşte Selva Almada da Ölü Kızlar’da çok da yabancısı olmadığımız bir hikâye anlatıyor. Kitapta soyut hiçbir şey yok hepsi gerçek ve bu da okumayı bu kadar sarsıcı ve unutulmaz yapan şey…

Almada’nın 1980’lerde Arjantin’de işlenmiş üç gerçek suç vakasını incelediği Ölü Kızla’da-, 1983’te Marîa Luisa Quevedo işe gitmek üzere evden çıktı ve üç gün sonra cesedi bulundu; 1986’da Andrea Danne yatağında yatarken kalbinden bıçaklandı; 2 yıl sonra ise Sarita Mundîn yaşça büyük sevgilisiyle dışarı çıktı ve bir daha geri dönmedi. Tümü korkunç suçlar ve ortak bir acı gerçekleri var: Hiçbirinde katil bulunamadı.

Yazar bu hikâyede kendine bir görev ediniyor, kitaptan alıntıyla aktarmak gerekirse; Belki de senin görevin budur: Kızların kemiklerini toplamak, bir araya getirmek, onlara ses vermek ve sonra da nereye gitmeleri gerekiyorsa oraya doğru özgürce koşmalarına izin vermek.

Almada; ülkenin dört biryanını dolaşıp eski gazete kupürlerini inceleyip ailelerle konuşurken, kadınların hayatının değersiz görüldüğü bir ülkenin manzarası da ortaya çıkıyor. (Aslında her cümlenin yanına “Ne kadar da tanıdık” yazmak çok istiyorum ama…)

Almada’nın başarısı yaptığı detaylı araştırmanın yanında 1980’ler Arjantin’ini; kendi çocukluğunda gördüklerini, batıl inançları, erkek egemen kültürü ve istismarı etkileyici bir şekilde tasvir ediyor olması.

Yazar bireysel hikâyelerle yola çıksa da konu giderek Arjantin’e ve kadın cinayetlerine dair geniş bir araştırmaya dönüşüyor. Araştırma detaylandıkça, bir kere daha toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin normalleşmesinin yanında, suçun da doğrudan kurbanların üzerine yıkıldığına şahit oluyoruz.

Kısa bir metinde bu kadar etkileyici ve gündemimiz olan bir gerçeği okumak çarpıcı. Selva Almada okuyucuya keyifli bir okuma sunmuyor, ama gerçeklerden de şaşmıyor.

Ölü Kızlar, Almada’nın kadın cinayetlerinin dehşetini tüm çıplaklığıyla gösterdiği sert, ama gerekli bir kitap. Bazen çok didaktik gelecek bu metinde yazar her geçen gün sayıları artan “ölü kız”ı kabullenmeye devam eden toplumu da okurun yüzüne vuruyor. Üstelik bu yalnızca Arjantin’e özgü bir hikâye de değil…

Ölü Kızlar

Selva Almada

Çevirmen: İdil Dündar

YKY

96 s.

(Kafa Kitap Kafası, 01.12.2025)

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.

SİZ DE YORUM YAZIN