Burhan ÖZFATURA
Ömrümüzden bir yıl daha gitti. Acaba, boşa mı geçti? Hiç olmazsa, yıl sonlarında, vicdan muhasebesi yapıyor muyuz? Geçen dönemi değerlendiriyor muyuz? Mutlu olup olmadığımızı düşünüyor muyuz?
-Nasıl mutlu olunur? Makam, şöhret, servet ve fiziki güzellik yeterli midir? Bunlara sahip olanların tümü mutlu mudurlar? Yoksa, bu kavramların geçici olduğunun, bazen felaket sebebi bile olabileceğinin, farkında mıdırlar? Çok sayıda örneği idrak edebilmekte midirler? Elden gidince, yıkılmamayı başarabilecekler midirler?
-Şöhret, sonsuz değildir. Bir süre sonra, yeni yüzler devreye girecek, siz geri plana düşeceksiniz. İster sporcu, ister sanatçı, ister politikacı olun; önünde sonunda unutulacaksınız. Ve bu döneme hazır mısınız? Aksi halde bunalıma girecek; kurtuluşu içkide, uyuşturucuda, kumarda mı arayacaksınız? Ne yazık ki; bu değişimi hazmedemeyen, perişan olan o kadar çok kişi görmekteyiz ki. (Sporcu, sanatçı, politikacı vb.) Hepsi yapayalnız kalmışlardır. Şöhret ve zenginlik döneminde, etraflarını saran; kendilerini, kumar, fuhuş, alkol, uyuşturucu, sex bataklıklarına çeken; sömürücü çeteler, sahte dostlar; ortadan kaybolmuştur. Elinden tutacak, destek olacak kimseleri kalmamıştır.
-Güzellik ise çok daha kısa ömürlüdür. Çok çabuk biter ve çevredeki fırsatçılar, ortadan kaybolur. Eğer, bu tuzaklara düşmemiş, yanlış hayallerin esiri olmamış, güzel bir aile kurmuş iseniz, normal hayatınız devam eder. Mafyaların avı olmazsanız.
-Hele bugünün kaos ve kriz ortamında, zenginliğin, hiçbir garantisi yoktur. Bakınız, sadece 2025 yılında, ne kadar çok firma iflas etmiş, ne kadar esnaf, kepek kapamıştır? Bir de, tabii afetlere maruz kalanları hesaba katarsak, risklerin büyüklüğünü, daha iyi anlarız.
Demek ki; saydıklarım mutluluk için yeterli değildir. En büyük mutluluk kaynağı; ‘SAĞLIK-AİLE İÇİ SEVGİ VE SAYGI ORTAMI’dır. Sağlık yoksa, hiçbir şeyin anlamı da yoktur. (Bunun çok sayıda örneğini, tanıdığım birçok zenginde ve engelli evlatlara sahip ailelerde gördüm). Aile içi; huzur, sevgi, saygı, dayanışma, ortamının değerini ölçmek, mümkün değildir.
-Bir mevkiye gelmek önemli değildir. Önemli olan, o mevkinin gereğini ifa etmek; Adil olmak, insanlara hizmeti ön planda tutmaktır. Kul hakkına tecavüz etmemektir. Dünyaya, ot gibi gelip, ot gibi gitmemek; arkada eserler ve sizi hayırla anacak kişiler bırakmaktır. En büyük mutluluğun, başkalarını ve güvenilen mutlu etmekten geçtiğini, idrak etmektir. İyi/bir örnek olabilmektir.
Ne yazık ki; bu tür analizleri yapmadığımız için; ülkemizde, hemen hemen herkes, mutsuzdur. Kumar, uyuşturucu, alkol, fuhuş, rüşvet, yolsuzluklar, haksızlıklar, hukuksuzluklar, ayrımcılık, kayırma, torpil, cinayetler, afet halini almıştır. TBMM çatısı altında bile tacizler yaşanmaktadır. İktidar ve ilgili kurumlar (başta Diyanet Teşkilatı ve Yargı olmak üzere) bu duruma engel olmamaktadır. Hapishaneler, ağzına kadar dolmuş durumdadır. Bunu azaltmanın çaresi, suçluları salmak olarak düşünülmekte; saçma sapan af kanunları çıkarılmaktadır. (55 bin suçlu, sokaklara salınmaktadır. Tahliye olanların bir kısmı, hemen cinayetler işlemeye başlamıştır.) Çok gerekli olan; Nereden Buldun Kanunu, Siyası Etik Kanunu, Servet Beyanı Uygulaması, Siyasi Partiler Kanunu, vb. yasalar, gündeme getirilmemektedir. Ancak İHALE KANUNU 206. defa değiştirilmiştir. Yolsuzluklar, yasaklar, yokluklar, işsizlik, fakirlik, sefalet, hayat pahalığı vb. konularda, ciddi bir icraat sergilenmemektedir. Havuz medyası (27 adet televizyonu ile) kamu kaynaklarını sömürmektedir. DEM Partiye ve temsil ettiği terör örgütüne devamlı tavizler verilmektedir. İŞİD azmıştır. Etrafımız, Türk ve İslâm düşmanlarınca kuşatılmıştır. Ve hala ABD’nin dümen suyunda gidilmekte; Yalancı TRUMP dost sayılmaktadır.
Ülkemiz huzura kavuşmaz ise biz nasıl huzurlu olabiliriz?
(Gözlem, 02.01.2025)


Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.
SİZ DE YORUM YAZIN