Post image
Ah bu kadın katilleri!

 

Ve onlara iyi halden indirim uygulayanlar…

Onları affedip sokaklara salanlar…

Yıl 2026, 17 Mart…

Kadın cinayetleri sürüyor… Şaibeli ölümler de…

Hatta kayıp olduğu önü sürülen kadınlarla ilgili emniyet birimleri, dosyaları tozlu raflardan indirip, titizlikle incelediklerinde yeniden, yıllar yıllar sonra ortaya çıkıyor ki, kayıp kadınlar ya kocaları, ya aile meclisi kararıyla öldürülmüşler…

Maalesef son yıllarda göçmen kadınlar da bu kadın cinayetlerinden payını alıyor…

İşte yine bir gazetede haber; İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekipleri eski “kayıp” dosyalarını yeniden incelemeye almış…

Kayıp olduğu öne sürülen Özbekistan uyruklu, 36 yaşındaki Khurriyat Tursunboeva dosyası incelendiğinde eşinin, kayıp başvurusundan sonra boşanma davası açtığı, davanın yaklaşık 5 yol sürmesinin ardından mahkemenin, 2024 yılında; kadının bu süreçte cevap vermediği gerekçesiyle boşanmayı gerçekleştirdiği görülmüş…

E ne var bunda, diyeceksiniz?

Valla ekipler öyle dememiş… Çiftin yaşadığı Maltepe’teki evde Olay Yeri İnceleme ekipleri “Luminol” yöntemiyle inceleme yapmış ve balkon ile mutfakta kan izlerine rastlanmış… 9 Mart 2026 tarihinde Gürcistan’dan gelerek Sarp Hudut Kapısı’ndan giriş yapan Tursunboeva’nın kocası E.Y. ile arkadaşı A.Y.’yi gözaltına almışlar… Sonuçta; niye ismini açık açık yazamıyorsak, çıkınca yeni bir kadını daha mı öldürsün diye acaba, bu E.Y., eşiyle tartıştıklarını, başına sopayla vurup öldürdüğünü itiraf etmiş… Önce cesedi balkona koyduğunu, üzerine bahçe kumu, daha sonra kireç dökerek kapattığını, kokunun devam etmesi üzerine de mutfağa getirip parçalara ayırarak poşete koyduğunu, 50 metre ilerideki çöp konteynerine attığını anlatmış…

İğrenç herif…

Bizimkiler yetmiyor bir de bunlar çıktı… Hatırlayın Ocak 2026’nın son günlerinde de Şişli’de ayrı ayrı iki Özbek kadının cesetleri parçalanmış olarak bulunmuştu… Katilleri iki Gürcistanlı idi…

Yani kadınlardan yararlanmak istiyorlar, kadınlar onlardan ayrılmak ya da boşanmak istiyorsa da kılıfını resmen hazırlayarak, yani tasarlayarak, kasten kadınları öldürüyorlar… Yok kayıp, yok intihar etti, gerekçesiyle de kurtulmaya çalışıyorlar…

Abartmıyoruz….

Bakın Eskişehir’de kayıp olarak arandıktan bir hafta sonra yanmış cesedi bulunan 30 yaşındaki Deniz Oktay’ın ölümüne ilişkin davada, yargılanan İdris G., mahkemede verdiği ifadede, genç kadını boğarak öldürdüğünü, olaydan bir gün sonra güya korkuya kapılarak cesedini benzin döküp yaktığını itiraf etti…  40 gün boyunca da gitmiş gelmiş, üzerine benzin dökerek yakmış…

Mahkeme acaba yargılama sonunda bir gerekçeyle “iyi hal indirimi” uygular mı bu ahlaksıza?

Bakın İzmir’den de iki korkunç olay… Fatma Kara (27) eski sevgilisine iki kez uzaklaştırma kararı aldırmış.. Ancak kurtulamamış… Bu da Ocak ayının son haftasında işlenen bir cinayet… Adam yani 35 yaşındaki Olgun Gacar, tüfek elinde Fatma’nın yanına geliyor. Kadını dövüp, yerlerde sürükleyerek, hatta kaldırıp kaldırıp yerden yere vurarak katlediyor Fatma’yı…

İddianamede ağırlaştırılmış müebbet isteniyor, ama o da kendini acındırıp, yırtar mı?

İzmir Bornova’da ise 18 yaşındaki Dilan Geyik 12 Aralık 2025 tarihinde evinde holdeki demire asılı bulunmuştu… Ama sonra ortaya çıktı ki; intihar süsü verilen olay tamamen erkek arkadaşı Mustafa Bingöl’ün (27) işi… Genç kızın kapısını pet şişe kullanarak açtığı, onu boğduğu ve sonra da intihar süsü verdiği ortaya çıktı…

Yani çok uzaklara gitmeyelim İstanbul’da bir savcı, ismi Çağatay Kılıçaslan, hakime Aslı Kahraman’ı mahkemede vurdu biliyorsunuz… Adliyede görevli açık cezaevi mahkumu, çaycı müdahale etmese Aslı hakime belki de bugün yaşamıyor olacaktı…

Böyle basit gibi görünüyor olay, ama resmen erkek şiddetinin geldiği boyutun en iyi göstergelerinden biri… Çünkü kadın cinayetleri bu adamların eline gidiyor… Söz konusu adam, hakime hanımın evini soyup, altınlarından, çocuklarının fotoğraflarına kadar çalan, bankadan 1 TL gönderip, açıklamasına “Perşembe dayak için ne güzel bir gün” diye yazan, sahte hesaplarda kimlik verilerini paylaşarak hayatı resmen ZEHİR eden bir savcı

Yani okumuş, yani bir yerlere gelmiş, ama…

Gerisini siz tamamlayın…

Öyle çok ki bu tasarlanmış, kasten kadın katliamları, şiddeti… Bu son olayı da yaşadığımızda; “Onları kim koruyacak” diye düşündünüz mü hiç? Yani adam SAVCIlık makamını işgal ediyor, hem de kadın cinayetleriyle ilgili bir bölümde çalışıyor bir süre anımsadığımız kadarıyla…

Zor kadınların işi… 9 Mart günü; “Eşini öldüren erkeğe ‘suç kaydı yok’ indirimi” başlıklı bir haber yansıdı bir gazeteye…

Şanlıurfa’nın  Siverek ilçesinde 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, hemşire eşi Pınar Bulunmaz’ı beylik tabancasıyla öldüren infaz koruma memuru Rıdvan Bulunmaz hakkında önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermiş, ancak sonra sanığın “adli sicil kaydı bulunmadığı” gerekçesiyle takdir indirimi uygulayarak cezayı müebbet hapse çevirmiş…

Buyrun?

Bir gazeteci bir zamanlar bağırırdı:

NERDE BU DEVLET…

Her şeyin iyiye gideceğine dair umutlarınızın eksilmediği iyi haftalar dileğiyle

Umut Vakfı – 17.03.2026

 

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.

SİZ DE YORUM YAZIN