Cansu IŞIK
Macar yazar Agota Kristof‘un otobiyografik eseri Okumaz Yazmaz savaş yılları, göç, özlem, yuva, aile gibi temalar üzerine kurgulanmış bir yüzleşme hikâyesi…
“İnsan içinde bir yabancıyı barındırır: Yazmak, işte o yabancıya ulaşmaktır. Budur ya da hiçbir şey değildir.” (Marguerite Duras, Yazmak, s.50)…
Bir keder vardır artık. Düşlerde ve bilinçlerde tarih ve edebiyatın içinde bir şeylerin kaybedilmesi ve kazanılması ile ilgili benlik ve benliğin gerçek özü: Göçebe Bilinçler ve Sürgün. İnsanın doğup büyüdüğü topraklar, aidiyet duygusu ve kimlik arayışı… Modern Batı kültürünün aydınlanmanın izlerini yüzyıllar sonra unuttuğu sürgün hikayeleri… Yabancıyı aramak mı yoksa gerçek öze kavuşmak mı?
Modern dönemin kendisini manevi anlamda endişe verici, yalnız kalabalıklar çağı olarak yorumlamaya başlamak entelektüel ve estetik değeler açısından Kudüs doğumlu, kültür politikaları ve şarkiyatçılık yazılarıyla tanınan, düşünce insani Edward Said’in bahsettiği “Kış Ruhu’nu” yaşıyor oluşumuzu hatırlatıyor. Modern Batı Kültürü artık büyük ölçüde sürgünlerin, göçmenlerin, yabancıların, mültecilerin ürünü olarak açıklanmaya başlanmıştır.
Doğu- Batı karşıtlığı gibi temel zıtlıklar, kültürü ve onun bir yansıması olarak aşırı deforme olmuş yabancı kavramını ahlaki bir sorumluluk olarak onu kültür emperyalizmine, entelektüel sıfatıyla disipliner gettolara teslim etmez tam tersi “kültürü” yeniden yorumlar. Doğu- Batı karşıtlığı olarak değil edebiyat ve tarih eleştirisinin içinden ona daha dünyevi bir alandan bakar. Bu düşünce sadece bununla sınırlı değildi. Entelektüel bir yalnızlık, aydın sorumluluğu ikilemi… Tarihin ve edebiyatın sayfalarında ülkeler ötesi bir edebiyat paylaşımı ve mülteci çağı… Başka aitlik, yer, zaman ve mekân arayışında sürgünler, göçler, muhalifler, baskılar… Kültür aşırı ve ulus-aşırı oluşumlar içinde yalnızlık çağıdır hatırlanan. Yerinden edilmek, kitlesel göç çağı…
Ana dil ve düşman dil
İşte bir göç hikâyesi de Macar asıllı yazar Agota Kristof’un eserinde vücut bulmuştur. Kristof 1935’te Macaristan’ın Csikvând adlı yoksul bir köyünde doğdu. Babası öğretmen, annesi Slovakya’dan Macaristan’a kaçan bir ailenin kızı…
1956’da Stalin karşıtı sosyalist işçilerin rejimi devirmek için çıkardığı ayaklanma, Sovyet ordusu tarafından bastırıldı. Bundan sonra ise yazar siyasette aktif olan kocası ve dört aylık çocuklarıyla Macaristan’dan kaçıp İsviçre’ye yerleşti. Bir yandan fabrikada çalıştı öte yandan Fransızca öğrendi. Kristof, 1970’li yıllarda tiyatro oyunları yazdı. Yazarın tek otobiyografik metni olan Okumaz Yazmaz, kısa ama son derece çarpıcı bir eser. Macaristan’da geçirdiği ilk mutlu yıllar, savaş sonrası yaşanan yoksulluk ve yatılı okul dönemi, çocukluğun yitirilişi… Stalin’in ölümü, sürgün, Lozan yılları, yeni bir ülke, anadil ve düşman dil… Âgota Kristof bebeği ve kocasıyla yirmi bir yaşında sığınmacı olarak İsviçre’ye yerleşir.
Agota Kristof, zorunlu göçlere mecbur kalır. Kendi belleğinde sürgününün karşılığını yazar: Okumaz Yazmaz’ı Fransızca kaleme almıştır. Bu kitap başka bir ülkenin dilinde, anadilinin öldüğü hissiyle yazılmıştır.
Bir meydan okuma
Boşluk hissi… Aile, arkadaş özlemi ve sessizlik… Anlatıcı “Çöl” başlıklı bölümde sığınmacı intiharlarına da değiniyor. “Entegrasyon ve asimilasyon” konusu tam da bu boşluğun içinde kayboluyor. Yaşamına son veren sığınmacı Gisele gibi…
Okumaz Vazmaz’ın son bölümünde, anadilinden sürgün olma hissi nedeniyle beş sene boyunca okuyamadan nasıl yaşadığını kendisine bile itiraf edemiyor. Buradan tek çıkış ise “yazmaktır.” Kaybolmuştuk duygusundan tek çıkış yolu: Aidiyet ve Yazmak. Macar yazar Agota Kristof’un otobiyografik eseri Okumaz Yazmaz savaş yılları, göç, özlem, yuva, aile gibi temalar üzerine kurgulanmış bir yüzleşme hikâyesi…
Kendine “okumaz yazmaz” demesine neden olan yeni dile (Fransızca) zamanla egemen olur ve o dille kitaplar yazmayı başarır. Kitabın sonunda, yazarın zorunlu göç ve dil seviyesi nedeniyle yaşadığı “okuryazarlık” travmasını aşarak, Fransızca yazdığı ilk tiyatro oyununun (piyes) bir kafede sahnelenmesiyle oyun yazarlığı kariyerine başladığı şok etkisi yaratır. Bu sürgün ve göç anlatısında, dil yitimi, travma aşımı bir meydan okumadır tarihin, edebiyatın hayat sayfasında.
OKUMAZ YAZMAZ
Agota Kristof
Çeviren Feyza Zaim
CAN YAYINLARI
48 sayfa
(SABİTFİKİR, 04.06.2026)


Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.
SİZ DE YORUM YAZIN