Nazlı Berivan AK
Nobel ödüllü yazar Han Kang, çocukken kendi elleriyle tasarladığı şiir defterine iki soru yazmıştı: “Aşk nerededir ki?” ve “Aşk nedir ki?” Sekiz yaşındaki çocuğun cevabı yalındı… Aşk, pıt pıt atan kalbin içindeydi ve kalplerimizi birbirine bağlayan altın ip aşkın ta kendisiydi. Aradan yıllar geçti, Han Kang şiirler, öyküler, romanlar yazdı; insanın şiddet karşısındaki kırılganlığını, yasını, sessizliğini, hafızasını anlattı ve onlarca ödül, milyonlarca okurun ardından 2024 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Türkiye’de April Yayıncılık’tan Göksel Türközü çevirisiyle çıkan yeni kitabı Işık ve İp’te Han Kang işte o çocukluk imgesine geri dönüyor. Bu kez altın ip yalnızca iki kalp arasında gerili değil. Diller, acılar, kitaplar, ülkeler, okurlar ve ölülerle yaşayanlar arasında pırıl pırıl bir ip uzanıyor.

Kore edebiyatı bir yandan Nobel, Booker gibi ödüllerle edebi meşruiyet kazanıyor; diğer yandan diziler, filmler, müzik ve sosyal medya aracılığıyla genç okurun gündelik kültürüne karışıyor.
Işık ve İp, Han Kang okurları için benzersiz bir kitap. Kang’ın Nobel konuşmasıyla açılıyor, devamında denemeler, şiirler, günlükler, fotoğraflar ve edebiyat üzerine düşünceleriyle ilerliyor. Vejetaryen, Çocuk Geliyor, Yunanca Dersleri, Sevgilinin Soğuk Elleri, Beyaz Kitap ve Veda Etmiyorum gibi romanlarında dilin ve sevginin sınırlarını yoklayan Kang, bu kez okura kendi yaratıcı evreninin içinden sesleniyor ve ardı ardına sorular soruyor, okurla zihin egzersizine girişiyor. Bir roman nasıl doğar? Bir yazar acının içinden nasıl geçer? Bir cümle insandan insana nasıl elektrik akımı gibi ulaşır? Bir kitap, karanlıkta yakılan mum gibi başka bir zamana, başka bir coğrafyaya, başka bir kalbe nasıl ışık taşır?
Han Kang’ın dünya çapındaki yükselişi elbette tek başına bir yazarın başarısı olarak açıklanamaz, Kang Kore edebiyatının son yıllarda görünür hale gelen büyük dalgasının da en güçlü simgelerinden biri. Bugün Türkiye’de Kore edebiyatı artık merak edilen, izlenen, beklenen zengin bir alan. Bir zamanlar “Uzak Doğu edebiyatı” gibi geniş ve belirsiz başlığın altında düşünülen Kore edebiyatı, artık kendi yazarları, türleri, okur kitlesi ve yayıncı ilgisiyle bağımsız bir okuma alanına dönüşmüş durumda.
Kore edebiyatına ilgi, geçici bir merakın ötesinde
Han Kang vesilesiyle Türkiye’de Kore edebiyatının izini sürmek için iki yayıncıya, Doğan Kitap’tan Özgür Emir’e ve Timaş Yayınları’ndan Ayşe Tuba Ayman’a listelerini ve okur ilgisini sordum. İkisinin yanıtı da aynı noktada birleşiyor: Kore edebiyatına ilgi popüler kültürün yarattığı geçici bir merakın ötesinde kalıcılaşan, derinleşen, farklı türlere yayılan bir okur hareketi niteliğinde.
Doğan Kitap’ın Kore edebiyatı seçkisi Türkiye’de bu alana yönelik artan ilgiyi karşılayan önemli kataloglardan biri. Özgür Emir, yayınevinin bu alanda farklı türlerden eserlerle Güney Kore edebiyatının önemli temsilcilerini Türk okuruyla buluşturmayı amaçladığını söylüyor. Listenin en dikkat çeken yazarlarından biri Hwang Sok-yong. Bu isimleri Jung Myung Lee, Kim Un-su takip ediyor. Doğan Çocuk tarafında Ahn Do-hyun’un Gümüş Somon’un Büyük Yolculuğu özellikle dikkat çekiyor. DEX ise Kore edebiyatının gençlik, popüler kurgu ve bilimkurgu damarına açılıyor. Kim Ye-eun’un Gizemli Çikolata Dükkânı, Chang Kang Myoung’un Homodominans’ı ve Djuna’nın Asansör’ü bu çeşitliliğin örnekleri arasında.
Timaş Yayınları’nda da benzer bir genişleme var. Ayşe Tuba Ayman, dünya edebiyatı dizilerinde bugüne kadar Kim Young-ha, Choi Eunyoung, Yeji Y. Ham ve Jung Yun’a yer verdiklerini, kurgu dışı tarafta ise kişisel gelişim ve psikoloji alanında Yoon Hong Gyun’un öne çıktığını anlatıyor. Önümüzdeki aylarda listeye Minyoung Kang, Shim Eunjung, Choi Hyunyu, Kyung-sook Shin ve Yoon Seol gibi yeni isimler eklenecek. Ayman’a göre satışta açık ara öne çıkan isim Kim Young-ha: “Bugüne kadar yayımladığımız kurgular arasındaki satış dominasyonu Bir Katilin Güncesi ve Veda romanları ile açık ara Kim Young-ha’da.”
Türkiye’de nasıl bu kadar karşılık buldu?
Peki Kore edebiyatı Türkiye’de nasıl bu kadar karşılık buldu? İlk cevap çoğu zaman K-pop, Kore dizileri ve sinema oluyor. K-pop yalnızca müzik olarak kalmayıp estetiği, gençliği, görsel dili, kolektif enerjisi ve hayran kültürüyle Kore’yi küresel bir kültür markasına dönüştürdü. Kore dizileri de dünyanın dört bir yanındaki izleyicileri gündelik hayata, aile ilişkilerine, sınıfsal gerilimlere, aşkın ve fedakarlığın dramatik diline yaklaştırdı. Yine de Türkiye’deki okur ilgisini yalnızca popüler kültürle açıklamak eksik olur. Ayman da aynı noktaya dikkat çekiyor, ona göre Türkiye’deki okur, Kore edebiyatının özellikle çağdaş örneklerinde yalnızlık, aile baskısı, toplumsal beklentiler ve bireysel özgürlük arayışı gibi evrensel temalarla güçlü bir bağ kuruyor.
Han Kang’ın edebiyatı bu dalganın en güçlü yansımalarından… Kore tarihinin en karanlık anlarından Gwangju Katliamı’na, Jeju’daki sivil kıyımlara, aile içi sessizliklere, bedenin kırılganlığına, insanın şiddet karşısındaki çaresizliğine, makro ve mikro iktidarların yıkıcılığına bakarken konu hiçbir zaman sadece Kore olarak kalmıyor. Vejetaryen’de şiddeti reddetmek için insan formundan çıkmak isteyen bir kadının hikayesi var. Yunanca Dersleri’nde sözlerini yitirmiş bir kadınla görme yetisini kaybetmekte olan bir adam, sessizlik ve karanlık içinde birbirlerine yaklaşıyor. Çocuk Geliyor Gwangju’nun karanlığına, Veda Etmiyorum Jeju’nun atlatılamayan yasına bakıyor. Işık ve İp ise bu kitapların arkasındaki yaratıcı soruları açıyor. Bazen romanı yazmak için nasıl araştırma yaptığını, bazen bir mum ışığının peşine nasıl düştüğünü, bazen karın sessizliğine, çayın maviye çalan rengine, kuzeye bakan bahçesine nasıl baktığını anlatıyor.
Darısı bu toprakların başına
Türkiye yayıncılığı açısından da bir not düşmekte fayda var. Anglo-Sakson merkezli bir dünya edebiyatı haritasıyla yetinmiyor artık yayıncılar ülkemizde. Kore, Japonya, Latin Amerika, Balkanlar, Afrika, Orta Doğu edebiyatları farklı yayınevlerinin listelerinde daha görünür hale geliyor. Kore edebiyatı bu genişlemenin en güçlü örneklerinden biri. Bir yandan Nobel, Booker gibi ödüllerle edebi meşruiyet kazanıyor; diğer yandan diziler, filmler, müzik ve sosyal medya aracılığıyla genç okurun gündelik kültürüne karışıyor. Yani yüksek edebiyatla popüler kültür arasında beklenmedik bir köprü kuruyor. Bu yönüyle Kang’ın küçük yaşta hayal ettiği altın ip, artık bir romandan bir başka dile uzanarak okurları birbirine bağlıyor. Işık ve İp bunun için özel bir kitap ve Kore edebiyatının dünyaya ve Türkiye’ye yayılışının hikayesi en çok da bunun için ilham verici. Darısı bu toprakların edebiyatına!
Işık ve İp / Han Kang / Çeviren: Göksel Türközü / April Yayıncılık / 144 s.
(Oksijen, 03.07.2026)

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.
SİZ DE YORUM YAZIN