Post image
‘Haber dili, kadına yönelik erkek şiddetini tetikliyor’

 

Hacer Önoğlu ÜLGER

Haber başlıkları ve içeriklerinde kullanılan dilin, kadına yönelik erkek şiddeti gibi suçların işlenmesinde bir tetikleyici olarak karşılarına çıktığını belirten Avukat Abdi Yaşar, haberlerin başka suç ya da mağduriyetlere de yol açabildiğini söylüyor.

“Tacize Uğrayan Çocuk İntihar Etti!”, “Eşini Öldüren Adama Ödül Gibi Ceza!”, “Cinnet Geçiren Adam, Karısını Öldürdü.” Sadece okuyucunun habere ilgisini, tıklanma sayısını artırmak için açılan bu tür haber başlıkları, benzer suçların işlenmesinde ya da benzer mağduriyetlerin artmasında etkili olabiliyor. O nedenle atılan haber başlıklarının şiddeti teşvik etmemesi büyük önem taşıyor.

Sadece şiddet haberleri değil, intihar ve cinsel istismar haberleri de benzer şekilde özendirici olabiliyor. Oysa Basın Kanunu’na göre; “Cinsel saldırı, cinayet ve intihar olayları hakkında, haber vermenin sınırlarını aşan ve okuyucuyu bu tür fiillere özendirebilecek nitelikte olan yazı ve resim yayımlayanlar bin liradan yirmi bin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır” maddesi bulunuyor.

‘CİNNET CİNAYETİN GEREKÇESİ OLAMAZ’

Avukat Abdi Yaşar, haber başlıkları ve içeriklerinde kullanılan dilin, kadın cinayeti, kadına yönelik duygusal veya fiziksel şiddet gibi suçların işlenmesinde tetikleyici olarak zaman zaman karşılarına çıktığını söyledi. Kocasından boşanmak isteyen bir müvekkilinin benzer bir durumla karşılaştığım söyleyen Yaşar, “Mahkeme sürecinde eşi müvekkilimi, ‘Cinnet geçiren adam boşanma aşamasındaki karısını öldürdü’ başlıklı bir haber linki göndererek tehdit etti” ifadelerini kullandı. Yaşar, ‘Cinnet’ kelimesinin habere ilgiyi artıran, ama aynı zamanda suçu basitleştirip, gerekçelendiren bir ifade olduğunun altını çizdi.

HABER, TEHDİT ARACI OLARAK KULLANILDI

Avukat Abdi Yaşar, yine bir boşanma davasında, ‘Katil kocaya ödül gibi ceza’ haberini örnek gösteren adamın, müvekkilini “Seni öldürürsem ben de az ceza alırım” şeklinde tehdit ettiği bilgisini verdi. Avukat Yaşar, ‘Ödül gibi ceza’ başlığı aslında verilen ceza miktarının azlığına duyulan öfkeyi ifade etmek için kullanılsa da bu örnekte bazıları için cesaret verici olabildiğini hatırlattı. Çocuk istismarı davalarını yazarken daha dikkatli olunmasının önemini vurgulayan Avukat Yaşar, yayınlanan bir taciz mağduru çocuğun intihar haberinden etkilenen müvekkilinin dava sürecinde hayatını sonlandırdığını söyledi. Avukat Abdi Yaşar, “Sadece haberin okunma sayısını artırmak için açılan bazı başlıkların, potansiyel suçlulara cesaret verebileceği ya da hiç aklında yokken özendirebileceği gerçeği göz ardı edilmemeli. Olayı basitleştirecek ya da bireyleri suça teşvik edecek ifadelerden kaçınılması gerekir. Başlık ve içeriklerin hazırlanmasında hassasiyet gösterilmeli” dedi.

 

 

Uzman psikolog Yağmur Gökşen Bulut ise özellikle kadına ya da çocuğa karşı işlenen suçlara verilen cezanın az olması durumunda, sosyal öğrenme kuramının devreye girdiğine dikkat çekti. Yağmur Gökşen Bulut, “Bu kurama göre insanlar genel olarak ödüllendirilen davranışları yapmaya meyilli olabiliyor. Ya da başkalarının davranışlarını ve o davranışlarının sonuçlarını gözlemleyerek öğrenebiliyor. Buradan yola çıktığımızda ise ‘katil kocaya ödül gibi ceza’ başlığı başka cinayetlerin işlenmesine neden olabilir” dedi.

MODEL ALMA

Rol modellerin gözlemlenmesi sürecinde medyanın, kişinin şiddeti öğrenmesinde çok büyük etkisi olduğunun altını çizen uzman psikolog Bulut, şunları söyledi:

“Kişi medyada gördüğü ve kendisine model olarak aldığı kişiyi taklit etmeye başlar ve onun yaptıklarını doğru, yapmadıklarını ise yanlış olarak adlandırır. Kişi model alma ya da taklit yoluyla öğrenme geliştirdiğinde gözlemlediği figürler, her ne hareketi yaparsa yapsın kişi bunu doğru olarak nitelendirir. Şiddete tanıklık eden ya da bunu medyada gören kişiler kendilerini yetiştirirken gördükleri, daha doğru ifadeyle öğrendikleri bu tutum ve davranışları benimseyerek meşrulaştıracaktır. Kendilerini de bu şiddeti uygulama konusunda yetkin sayacaklardır. Bu nedenle şiddet içerikli haberlerin sunulmasında kullanılan dil çok önemli.”

(9 EYLÜL İZMİR, 22.03.2024)

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.

SİZ DE YORUM YAZIN