İzmir Çiğli’de koruma kararına rağmen, iki çocuk annesi Aysel Aydemir (39), eski eşi tarafından, sabah işe gitmek için evden çıktığı sırada vurulmuştu… Kurşunların bacaklarına isabet ettiği genç kadın uzun süre tedavi görmüştü…
“Demek beni şikayet edersin” diyerek kafasına dayadığı tüfeği tutukluk yapınca tabancasını çıkarıp eski eşini bacaklarından vuran 43 yaşındaki Ferhat Bingöl 15 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı… Yani en fazla 7 buçuk yıl yatıp çıkacaktı…
Ancak ve ilginçtir ki; Yargıtay “öldürmeye teşebbüs” suçundan verilen 15 yıl hapis cezasını “hukuka aykırı” bulmuş…
Yargıtay; sanığın “hayati bölgeleri hedef alma imkanı varken, bacaklara ateş ettiğini” belirtiyor…
Bu durumda, yani Yargıtay’ın bu bozma kararından; hem tüfek, hem de tabancayla karısının karşına çıkan adamın hiç mi hiç “KASTEN ÖLDÜRME” gibi bir düşüncesi yoktu yorumu çıkmıyor mu sizce?
Sonuç olarak Ferhat Bingöl, “kasten öldürmeye teşebbüs”ten değil “ağırlaşmış yaralama” suçundan yeniden yargılanacak…
Yani Aysel Aydemir çok kabahatli… Ölmesi gerekiyordu, boşandığı eşi sanırız o zaman cezalandırılacaktı… Cezalandırılır mıydı, onu da tam bilemiyoruz da… Çünkü karısını, eski eşini öldüren pek çok insanın çok kısa sürede çıktığına ve yeniden bir başka kadını öldürdüğüne haberlerden tanık oluyoruz sık sık maalesef…
Erkek egemen toplumsal bakış açısı, erkek egemen yargı kararları maalesef her geçen yıl artan kadın cinayetlerinin önüne geçmek için ciddi çalışmalar yapmazken bir yandan kadınlar öldürülmeye devam ediyor. 26 yaşındaki avukat Özge Pembegül kim bilir ne büyük hayaller kurarak evlilik yolunda ilk adımı atmıştı… Ancak İzmir’de nişanlı olduğu polis memuru tarafından öldürüldü…
Yani insan inanamıyor, daha nişanlılar, güya da birbirlerini çok seviyorlar…
Kocaeli Barosu, kadın cinayetlerinin münferit olarak değerlendirilemeyeceğin vurguladı…
Kesinlikle haklılar…
Basın açıklamasını okuyan Kocaeli Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Gökçen Ürküt, 2026 yılında bugüne kadar 288 kadının öldürüldüğüne dikkat çekerek “Bugün burada sadece avukat Pembegül’ün katledilmesini kınamak için değil tüm kadınların yaşam hakkının tartışmaya açılamayacağını, korunmasının bir tercih değil hukuki bir yükümlülük olduğunu bir kez daha haykırmak için de bulunuyoruz” dedi…
Ürküt, “Kadınların yaşam hakkının korunması; şiddet tehdidinin ciddiyetle ele alınmasını, koruyucu ve önleyici mekanizmaların etkin biçimde işletilmesini, faillerin hukuk önünde hesap vermesini ve varsa kurumsal ihmallerin açığa çıkarılmasını gerektirir” diye konuştu…
Hadi bakalım…
Bir mahkeme kararı… Bir Baro’nun açıklaması…
Elbette ki biz Umut Vakfı olarak; Kocaeli Barosu’nun duyarlı avukatlarının açıklamalarını canı gönülden destekliyoruz ve kadınların yaşam haklarının korunması için ne gerekiyorsa yapılmasını talep ediyoruz…
Ve maalesef bir gün önce bazı gazetelerde bir haber dikkat çekiyor… Bu çağda… Bu yılda hala…
Kahramanmaraş’ta bebeği “KIZ” diye öldürmüşler…
Aile bebeğin “KIZ” olarak dünyaya gelmesinden hiç mi hiç memnun kalmamış…
En başta kayınvalide…
Yani sanki kendisi ERKEK…
İçişleri Bakanlığı 2010 yılında boş arazide bulunan bebeğe ilişkin yeniden soruşturma başlatmış ve kaynana, gelin, oğlu gözaltına alınmış…
Gelin ifadesinde, bebeğin kız doğmasından sonra kayınvalidesinin baskısı nedeniyle, doğumdan bir süre sonra bir bez parçasına sararak onu evinin yakınındaki boş araziye bıraktığını itiraf etmiş…
Gelin tutuklanmış, kayınvalide ile oğlu adli kontrol şartıyla bırakılmış…
Niye ki; bu bebeğin ölümünden baş sorumlu sadece analığını yapmayıp, bebeğini sokağa atan ana mı sorumlu? Kayna, baba çok mu iyi?… Hepsi bu bebeğin ölümünden sorumlu değil mi?…
İnsan mahkeme kararlarına şaşıyor maalesef…
Ne dersiniz bir bebek KIZ olarak dünyaya geldiği için aile içinde ÖLÜME mahkum ediliyorsa kadına bakış açısı, kadın cinayetleri durdurulabilir mi bu ülkede…
Umutlarınız eksilmesin, büyük ATATÜRK’ün ilke ve devrimlerinden, laiklikten taviz vermemeniz dileğiyle…
İyi haftalar…
Umut Vakfı – 27.10.2026




Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.
SİZ DE YORUM YAZIN