Yekta KOPAN
Edebiyat, sahnenin arkasını merak edenler içindir. Bu hafta size başka bir Barcelona getirmek istedim. Montserrat Roig’in Kiraz Mevsimi romanı, sahne perdesini aralayan bir kitap. İçe çöken, ağırlaşan, suskunluklarla örülmüş bir Barcelona’yı çıkarıyor karşımıza. Bu, taşın ve ışığın değil; hafızanın, bastırılmışlığın ve kadınların iç dünyasının şehri.
Roig, yalnızca bir romancı değil. 1946 doğumlu, Katalan kimliğinin bastırıldığı yıllarda yazmış, gazetecilik yapmış, televizyon programlarıyla kamusal alanda söz almış bir isim. Franco sonrası İspanya’nın dönüşümünü hem yaşamış hem de yazıya taşımış bir yazar. Bu yüzden onun metinlerinde bireysel hikayeler hiçbir zaman sadece “bireysel” kalmıyor; tarih, siyaset ve toplumsal cinsiyet sürekli o hikayelerin içine sızıyor. Orijinali 1978 tarihli olan Kiraz Mevsimi de böyle bir roman.
Roman, bir aile etrafında örülüyor gibi görünse de aslında kuşaklar arası bir kadınlık deneyiminin izini sürüyor. Franco rejiminin son dönemi. Natalia, 12 yıl sonra Barcelona’ya dönüyor. Savaşın açtığı yaralar, Katalan burjuvazisinin çatlaklarından acı sızmasına neden oluyor. İnkarlar, yüzleşmeler. Anneler, kızlar, susanlar, konuşamayanlar… Roig’in kurduğu dünyada kadın olmak, yalnızca bugünün değil, geçmişin de yükünü taşımak demek. Söylenmeyenlerin, ertelenenlerin, bastırılan arzuların birikimi.
Bir hafıza katmanlaşması
Bu yüzden roman, klasik bir olay örgüsünden çok bir hafıza katmanlaşması gibi ilerliyor. Okur olarak bir “hikayeyi takip etmekten” ziyade bir duygunun içine giriyorsunuz. O duygu, bizim coğrafyamız için de tanıdık: Biraz sıkışmışlık, biraz öfke, biraz da geç kalmışlık hissi.
Roig’in feminist bakışı burada belirginleşiyor. Bugünün hızlı tüketilen, etiketlenmiş söylemlerinden çok daha etkili bir çerçeve çiziyor yazar. Daha derinden, daha içten bir yerden bakıyor kurduğu dünyaya. Kadın karakterlerin iç sesleri, çelişkileri ve kırılganlıkları üzerinden kurulan bir farkındalık bu. Gürültülü değil ama etkisi kalıcı.
Kitabın Türkçesi, bu atmosferi başarıyla taşıyor. Kiraz Mevsimi, Medusa Yayınları tarafından yayımlandı. Ne yalan söyleyeyim, Medusa’nın her kitabını merakla bekler oldum. Roman, çevirmeni Emrah İmre sayesinde dilin o ince titreşimini kaybetmiyor. Bu da önemli; çünkü Roig’in metni, doğrudan anlatmak yerine sezdiren, boşluklarla konuşan bir dil kuruyor.
Romanın güçlü yanlarından biri de Barcelona’yı yeniden düşünmeye zorlaması. Turistin gördüğü şehir ile bu romanın anlattığı şehir arasında neredeyse hiçbir ortak zemin yok. Biri vitrin, diğeri arka oda. Biri ışık, diğeri gölge.
Bugünün dünyasında şehirler giderek “deneyim paketlerine” dönüşüyor. Gidip, görüp, fotoğraflayıp dönüyoruz. Ama Kiraz Mevsimi gibi kitaplar, o hızlı tüketimi kıran bir şey yapıyor: Şehrin içine değil, şehrin insanına bakıyor. Özellikle de görünmeyene.
Bu “deneyim” sözcüğüne de fena halde sinir olmaya başladım. Önümüzdeki hafta buluşana kadar kaç kere “deneyim” sözcüğü duyduğunuzu sayar mısınız lütfen? Bakın size yeni bir “deneyim” önerdim.
Kiraz Mevsimi / Montserrat Roig/ Çeviren: Emrah İmre/ Medusa Yayınları/ Roman/ 232 Sayfa
(Oksijen O2, 17.04.2026)


Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.
SİZ DE YORUM YAZIN