Şirin SEVER
Hangi psikiyatra ya da psikoloğa giderseniz gidin, yaşadığınız her travma günün sonunda anne baba ile yaşadıklarınıza bağlanıyor. Hiç şaşmaz! Tam da böyle bir film izledim geçenlerde… ‘Manevi Değer- Sentimental Value’.
Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü alan bu film; Avrupa sinemasının en büyük başarılarını onurlandıran, Oscar’ın Avrupa’daki karşılığı sayılan Avrupa Film Ödülleri’nde de tam altı ödül kazanarak geceye damga vurdu.
Eleştirmenlerin de bol yıldız verdiği filmi epeydir denk getirmeye çalışıyordum. O kadar az salonda gösterime girdi ki, peşinde koştum resmen. Sonunda yakalayıp izledim, çokça da etkilendim.
Kötü bir çocukluk geçiren Nora ve babasının hikayesi anlatılıyor filmde. O küçükken evi terk eden baba ve onda yarattığı değersizlik duygusu filmin hikayesini oluşturuyor.
Baba ünlü bir yönetmen ve son yazdığı filminde, bir tiyatro oyuncusu olan kızı Nora’nın oynamasını istiyor. Ama onu bir kez sahnede izlemiştir, o da yarısında çıkarak.
Hep hüzünlü, hep bir yanı eksik, hep değersiz hisseden genç bir kadının hikayesi bu. En dramatik kısmı da, Nora’nın kız kardeşine sorduğu soru olabilir: “Sen nasıl korudun kendini? Neden benim gibi olmadın?”
Yönetmen Joachim Trier, evrensel bir aile hikayesi anlatıyor. İçinde yaşadığımız evin ve ailenin manevi değerinden bahsediyor.
Baba ve kız birer sanatçı olduğu için, aynı zamanda sinema, sanat, yaratıcılık anlatan, bu konular üzerinde düşünmeye fırsat yaratan klas bir film. Oyunculuklar da müthiş. Oscar’da da yarışacak filmi, önceden izlemenizi tavsiye ederim.
(Posta, 05.02.2026)



Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.
SİZ DE YORUM YAZIN