Post image
“Sokaklar çetelere teslim edilemez!”

 

Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC); Diyarbakır’da gazeteci Mürsel Acay’ın silahlı çatışmanın ortasında kalarak yaralanmasının ardından, olayı kınamış ve sert bir açıklama yapmış…

Olayın, yaşananların, sadece bir gazetecinin yaralanması olmadığını, Diyarbakır ve ülke genelinde can güvenliğinin ne denli büyük bir tehdit altında olduğunu gözler önüne serdiğini vurgulayan GGC, açıklamasında “Sokaklar çetelere teslim edilemez. Artık yeter” diyor ve devam ediyor:

“Her gün bir sokakta silahlar konuşuyor. Organize suç örgütleri ve çeteler şehirlerin huzurunu gasp ediyor. Ruhsatsız ve kontrolsüz bireysel silahlanma her geçen gün büyüyen bir toplumsal tehdide dönüşüyor. Kurşunlar artık hedef gözetmiyor; çocukları, kadınları, gazetecileri, emekçileri, sağlık çalışanlarını, esnafı, hiçbir suçu olmayan masun insanları vuruyor. Yarın aynı kurşun herhangi birimizin evladına, eşine, kardeşine, arkadaşına ya da kendisine isabet edebilir. Hiçbir toplum, insanların sokakta yürürken kurşunların hedefi olabileceği korkusuyla yaşamaya mahkum edilemez…”

Kesinlikle…

Umut Vakfı olarak bu konuda her zaman uyarıyoruz…

Ancak üzüntüyle bireysel silahlanmanın ve olayların artarak sürdüğünü görüyoruz…

 

 

Cemiyet; meseleye sadece bir güvenlik sorunu olarak bakılmaması gerektiği, bunun doğrudan yaşam hakkı, hukukun üstünlüğü ve toplumsal barış meselesi olduğunu vurguladığı açıklamasında; bireysel silahlanma terörünün çözümü için taleplerini de madde madde ilgili ve yetkililerin dikkatine sunuyor:

“. Caydırıcı Ruhsatsız ve kontrolsüz bireysel silahlanmaya karşı etkili yasal adımlar atılmalıdır.

. Organize suç örgütleri ve şehirleri korku iklimine sürükleyen yapılara karşı kararlı bir mücadele yürütülmelidir.

. Ruhsatsız silah ticaretinin önlenmesi için denetimler artırılmalı ve hukuki süreçler kararlılıkla işletilmelidir.

. Çeteler ve organize suç örgütleriyle mücadelede yargı kurumları, güvenlik güçlerinin çalışmalarını desteklemeli ve kolaylaştırıcı rol oynamalıdır.

. İnsanların sokakta korkmadan yürüyebildiği, çocukların güvenle oynayabildiği ve tüm meslek gruplarının huzur içinde yaşayabildiği ortamlar sağlanmalıdır.”

Gazeteciler açıklamalarının son bölümünde de, bireysel duyarsızlığa karşı uyarıda bulunarak “Hiç kimse ‘Bana dokunmaz’ demesin. Çünkü kurşunun kimi vuracağını kimse seçemez. Kurşunların sustuğu, hukukun konuştuğu bir ülke için herkesi ses yükseltmeye davet ediyoruz. Bugün susarsak, yarın çok daha büyük acılarla karşı karşıya kalabiliriz. Sessiz kalmak, bu karanlığın büyümesine ortak olmaktır. Susma! Sokaklar çetelere ve ruhsatsız silahlara teslim edilemez” diye sesleniyor…

Evet sokaklar çetelere teslim edilmemeli…

Sokaklar uyuşturucu tacirlerine teslim edilmemeli…

Bunun için de devlet, devleti, devlet birimlerini yönetenler gereğini yapmalı

Ama

Bir Gülistan Doku olayına bakın…

Bir mini mini vali, devletin gücünü kullanarak neler neler yapmış, yapmakla da kalmamış, kentin mülkü amiri olarak emrindeki polisinden sağlıkçısına herkesi kirli işlerinde kullanmış, her pisliği yaptırmış… Yani sadece oğlunun bir ruhsatsız silahla; okuyabilmek için Tunceli’ye giden bir kıza tecavüz edip öldürmesi olayı araştırılırken tüm yaptığı pislikler, oğlunun cinayetini gizlemek için yaptıkları tek tek etrafa saçılıyor

Dün de Gülistan Doku soruşturması kapsamında Erzurum İl Jandarma Komutanlığı’nca; Bursa’dan Nevşehir’e, Antalya’dan Eskişehir’e, İzmir; İstanbul’dan Kayseri, Diyarbakır’a 15 ilde eş zamanlı düzenlenen dördüncü dalga operasyon vardı…

Bu operasyonlar kapsamında da, bir emniyet müdürü, bir emniyet amiri, bir başkomiser, bir komiser, bir baş polis memuru, bir bilgisayar işletmeni, 10 polis memuru ve üç emekli polis olmak üzere toplam 19 şüpheli hakkında işlem yapıldı…

Görünen o ki; tuz kokmuş… Ve gereği yapılmalı…

Ki bir temiz eller, temiz beyinler gereğini yapıyor…

Bu soruşturmayı yürüten Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılarına, ucu nereye varırsa varsın onların arkasında duracağını bildiren İçişleri Bakanı’na elbette ki teşekkür ediyoruz…

Ve hatırlayın; Maraş’taki okul katliamını… Bir polis baş müfettişinin, öğretmen eşinin yaptıklarını, çocuk yetiştirmedeki duyarsızlıklarını ve eline silah verip atış talimi yaptırdıkları oğullarının nasıl okul arkadaşlarını, onları korumaya çalışan öğretmenini öldürdüğünü…

Ve yine hatırlayın; İstanbul Eyüpsultan’da geçen yıl 13 Temmuz’da yol kenarında İstanbul’a okumaya gelen, 22 yaşındaki Ayşe Tokyaz’ın cesedi valiz içerisinde bulunmuştu

Okumaya gelen bir genç kızın başına musallat olan, onunla yaşayan, ayrılmayı kabul etmeyen, görevi sırasında yaptığı pislikler nedeniyle ihraç edilmesine rağmen, emniyet birimlerindeki polis arkadaşlarını kullanarak kıza her türlü baskıyı kuran, ayrılmamak için sürekli işkence yapan ve onu hunharca öldüren, 38 yaşındaki Cemil Koç adlı caninin daha öncede Diyarbakır’da görevliyken, birlikte yaşadığı bir kadını da, yüksekten atarak öldürdüğü ortaya çıkmıştı… Halen,  kendisine yardım eden polis arkadaşlarıyla tutuklu ve bu kadın cinayetinden de ayrıca dava açıldı hakkında…

Örnek çok… Ama Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nin açıklamasına gelecek olursak: Evet; toplumun ve devletin huzuru için kesinlikle bireysel silahlanma önlenmeli, sokaklar çetelere teslim edilmemeli

Bunun için de; öncelikle çürük elmalar ayıklanmalı…

İyi haftalar

Umut Vakfı – 28,07.2026

 

Bu Yazıya Hiç Yorum Yapılmadı.

SİZ DE YORUM YAZIN